Ayrıca çocuk eğitimi ve gelişimi konusunda anne-babalar için hazırlanmış yayınların okunması, anne-babalara çocuğun eğitimi sırasında ortaya çıkabilecek olası problemlerle baş etme becerisi kazandıracaktır. Okumak, öğrenmek, çalışmak konusunda anne-babanın çocuğa örnek olması ve çocukta öğrenme isteği uyandırması önemlidir. Ülkemizde bir çok çocuk eline kalemi ilkokula başladığı gün almaktadır.
Çocukların öğrenebilmeleri ve beceri geliştirebilmeleri için onlara fırsat verilmesi, teşvik edilmesi ve örnek olunmasının önemi unutulmamalıdır. Çocukların çok küçük yaşlarından itibaren onların becerilerini geliştirecek oyun malzemelerinin alınması-sağlanması önemlidir. Anne-babaların çocukların gelişim dönemlerindeki zihinsel ihtiyaçları konusunda bilgilenmeleri ve bu konuda bol bol okumaları gerekmektedir. Ancak bu yolla çocukları için en uygun oyun malzemesini bulabilirler ve onları kendi ilgileri ve becerileri doğrultusunda eğitebilirler. |
Sunday, July 29, 2007
Her çocuk mutlaka anaokuluna gitmeli midir? Eğer gidemiyorsa anne-baba neler yapmalıdır?
Okulöncesi eğitimde anaokulundaki eğitmenler ne gibi vasıflara sahip olmalıdır?
Anaokulunda çalışan öğretmen, yönetici ve çocuklarla teması olan her türlü personelin pedagojik bir eğitimden geçmiş olması önemlidir. Çünkü çocuklar için yuva içinde gördüğü ve temas ettiği herkes ve her şey okulu temsil etmektedir. Benzer bir dilin kullanılması, ses tonunun çocukları rahatsız edecek şekilde kullanılmaması, güler yüzlü olunması, mümkün olduğunca bakımlı ve temiz bir görünümde olunması çocuklar için önem taşımaktadır.
Anaokuluna başlayan çocuklara aileler nasıl davranmalıdır?
Anaokuluna başlayan çocuklara aileler nasıl davranmalıdır?
Anaokuluna başlama hem aile için hem de çocuk için çok önemli bir ilk adımdır. Aileler bir çok kaygı yaşamaktırlar. Özellikle de anneye fazla bağımlı olan ve evde kural öğretilmemiş, sorumluluk verilmemiş olan çocuklar için anne-babalar daha fazla kaygı duymaktadırlar. Çünkü genellikle bu çocuklar daha fazla uyum problemi yaşamaktadırlar. Çocuklar becerileri gelişmeye başladığı dönemden itibaren kendi ihtiyaçlarını karşılamaları için teşvik edilmelidirler. Ayrıca, yemek, uyku, temizlik vb gibi konularda kurallar öğretilmelidir.
Öncesinde kural ve sınır öğretilen, sabretmeyi ve beklemeyi öğrenen ve anne ile bağımlılık ilişkisi yerine bağımsızlık özelliğini kazanan bir çocuk yuvaya başlamak konusunda pek bir sorun yaşamayacaktır.
Anne-babanın çocuğun gideceği yuvayı çocuk olmadan seçmeleri ve karar verdikten sonra çocuğu götürmeleri uygundur. Çünkü seçme kararı çocuğa verildiğinde bizim için önemli olmayan kriterler çocuklar için önemli olabilir ve belki de pek uygun olmayan bir yuvayı çocuğumuz istediği için seçmek zorunluluğu oluşabilir. Biz de bunun etkisinde kalabiliriz.
Çocuk için uygun yuvaya karar verdiğimizde çocuğa bundan sonra oyun oynayabileceği, arkadaş edineceği ve yeni bilgiler edineceği bir okula gideceği söylenmelidir ve bir gün sadece ziyarete gidilmelidir. Ziyaret saatinin çocukların eğlenceli bir aktivite saati olması yararlı olabilir. Tüm yuvayı gezdikten ve kendi öğretmenini tanıştırdıktan sonra yuva yetkilisi çocuğa yuva hakkında bilgiler verebilir. İlk gün fazla kalınmadan dönülmelidir.
Özellikle 3 yaşındaki çocuklar için çocuk istekli de ilk hafta günde 1-2 saatten fazla yuvada kalmaması uygun olmaktadır. İkinci hafta 3-4 saate çıkarılabilir. Mümkün ise dönem boyunca, değilse hiç değilse 2 ay boyunca çocuğun yarım gün yuvaya devamı daha uygun olmaktadır. Çünkü 3 yaş grubu çocuklar için tüm gün program psikolojik olgunlaşmalarının yetersizliği nedeniyle fazla yoğun gelebilmektedir.
Yeni başladığı dönemde çocuğa fazla soru sormak, yuvayı fazla övmek, ne yediğiyle fazla ilgilenmek, sık sık yuvaya gidip bakmak çocuğun uyumunu bozabilmektedir. Çocukla ilgili bilgileri çocuğunuz yanınızda değilken yuva yetkilisinden almalısınız. Çocuğu sorularla bunaltmak yerine kendi anlattığı bir şey olursa onu dinleyip, ne kadar takdir ettiğinizi ve okula başladığı için onunla ne kadar gurur duyduğunuzu belirtebilirsiniz.
Her şey yolunda gidiyor görünürken bile bir gün birden bire çocuğunuz yuvaya artık gitmek istemediğin belirtebilir. Paniğe kapılmadan sıkıntısının ne olduğun anlamaya çalışmalısınız. Çünkü çocukların yuvaya gitmek istememeleri genellikle yuva ile ilgili bir sorun olmamaktadır. Bazen yeni bir kardeşin geliyor olması, bazen anne ile ilgili sıkıntılar, bazen evde olan bir huzursuzluk gibi bir çok neden çocuğun yuvaya gitmek istemediğin belirtmesine neden olabilmektedir. Bu durumda yuvadaki uzmanlarla görüşüp onlardan yardım almalısınız.
Anaokulu çocuğa neler öğretir? İlerideki akademik ve sosyal yaşamına ne tür katkıları olur?
Anaokulu çocuğun yaşamındaki ilk gerçek sosyal deneyimdir. Çocuğun merkez olduğu ve tüm ilginin üzerinde olduğu bir ortamdan uzaklaşıp ilgiyi, sevgiyi paylaştığı, bir düzen içinde grup halinde hareket ettiği, beklemeyi, sabretmeyi öğrendiği, tüm ihtiyaçlarını karşılaması için desteklendiği ilk ortamdır. Çocuk yuvaya giderek öncelikle düzen öğrenir. Her gün aynı saatte kalkıp, aynı düzen içinde okuluna gitmektedir. Bu ev yaşamında da düzen sağlar. Belirli bir saatte yatmayı, düzenli olarak kahvaltı etmeyi öğrenir. Düzenli ve sürekli arkadaşlıkları olur. Arkadaşlarını aramaya, onlar tarafından aranmaya başlar. Arkadaşlık ve arkadaşlarıyla paylaştıkları önemli olmaya başlamıştır. Anne-babası dışında öğretmeni ve okuldaki arkadaşları hayatında önemli olmaya başlarlar. Başka insanlarla ilişki kurmayı ve sürdürmeyi öğrenir.
Tüm bu bilgi ve deneyimin 6 yaşından önce kazanılmasının asıl önemi çocuğun zihinsel ve duygusal gelişimi için bu yılların çok önemli yıllar oluşudur. Bu dönemde edinilen bilgiler hem çok kolay öğrenilmekte hem kalıcı olmakta ve öğrenme alışkanlığı geliştirmek açısından önem taşımaktadır. Anaokuluna giden çocukların gitmeyenlere oranlar ilkokulda çok daha uyumlu ve başarılı oldukları bilinmektedir. Ayrıca sosyal uyum ve arkadaşlık geliştirme becerileri açısından okul oncesi eğitim almış olan çocuklar çok daha şanslı olmaktadırlar.
Anaokulu ne gibi özelliklere sahip olmalıdır? Aileler çocukları için anaokulu seçerken nelere dikkat etmelidir?
3 - 6 yaş dönemi çocukların zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimleri için en önemli dönemdir. Çocuklar öncelikle gelişimlerinin bir özelliği olarak sosyalleşmek, başka çocuklarla bir arada olmak ihtiyacındadırlar. Yuvalar çocukların paylaşma, bir arada olma, birlikte hareket edebilme ve oyun oynama ihtiyacını karşılarlar. Becerileri ve zihinsel kapasiteleri birbirine denk olan yaşıtlarıyla bir arada olmak çocukların yaşayarak öğrenmelerini sağlar ve sosyal paylaşımın öğrenilmesinde etkilidir. Bu nedenle de anaokulu ve yuvaların çocukların bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal gelişimlerini ve dil gelişimlerini destekleyici bir program uygulamaları ve bu programı uygun koşullarda sunmaları gerekmektedir.
Çok önemli bir konu da sınıf mevcududur. Okul öncesi sınıflar 3 yaşta 10-12 civarı olmalıdır. Daha fazla sayıda çocuk için tek öğretmen yeterli olmamaktadır. 4 ve 5 yaş grubunda bu sayının biraz daha üzerine çıkılabilir. Ancak ilkokul sınıfları gibi kalabalık ortamlarda çocukların bir arada düzen içinde bulunmalarını sağlamak güç olacağından ister istemez daha sıkı bir disiplin uygulanmaya çalışılacak bu da çocukların ihtiyaç duydukları rahatlık ve ilgi ihtiyaçları ile ters düşecektir.
Anaokuluna başlama yaşı ne olmalıdır ?
Friday, July 27, 2007
NEDEN OKUL ÖNCESİ EĞİTİM?
Çünkü, 3 yaşına kadar bir çocuğun beyni bir yetişkinden 2,5 kat fazla çalışır, 6 yaşına kadar bir profesörden 2 kat hızlıdır (Rethinking the brain 1997). Yapılan tüm uluslararası araştırmalar ve uygulanan testler göstermektedir ki 0-6 yaş grubunda, gelişim düzeyinde okul öncesi eğitimi almış çocukların, akademik programlarda eğitim almış olanlara göre 1. sınıf başarı düzeyleri daha yüksektir ve okuma yazmaya daha hızlı geçmektedirler.12 yaşında IQ değerleri 5 puan daha yüksektir, 15 yaşında yetenek sınavlarında % 90 -100 arası başarı sağlarlar. % 65’i liseyi, % 45’i üniversiteyi sorunsuz kazanır ve bitirir. Yetişkin olduklarında dış dünyayla kolay ve sağlıklı iletişim kuran, sosyal insanlar olurlar.
BİR OKUL ÖNCESİ EĞİTİM KURUMUNU SEÇERKEN;
1. ÖN BİLGİ TOPLANMASI
Telefonla, yaş grupları, çalışma saatleri, tatiller, ruhsat, servis ve adres bilgilerini alın. Ancak, randevulu ya da akşam ve hafta sonu ziyaretlerinden kaçının.İlk ziyaretinizi, yanınızda çocuğunuz olmadan ve sabah saatlerinde gerçekleştirin. Çocuğunuzu ancak karar verdikten sonra götürün.Evinize olabildiğince yakın yuvaları tercih edin. Serviste geçireceği sürenin 15-30 dakika arasında olmasına dikkat edin. 0-2 yaş döneminde servis kullanmayın.
2. DIŞ MEKAN
İlk görünüşün temiz ve bakımlı, genel sağlık kurallarına uygun (sınıf ve bahçe, eşya ile oyuncaklarının, çocuk yaş ve boylarına uyumlu) olması beklenir. Bahçenin güvenilir ve kontrol altında olması gerekmektedir.
3. BİNANIN GENEL KOŞULLARI
Binada yangın merdiveni, söndürücüler ve alarm sistemi bulunmalıdır.Çocukların ortak kullanım alanı olan tuvaletler, temiz ve hijyen kurallarına uygun olmalı, sıvı sabun ve kağıt havlu kullanılmalıdır.Mutfağın temiz, düzenli ve sağlık kurallarına uygun olması beklenmelidir.
4. YÖNETİCİ VE PERSONEL BİLGİLERİ
Yönetici: Yöneticinin eğitimini ve mesleki tecrübelerini sorun. Üniversitelerin okul öncesi çocuk gelişimi ve eğitimi, sosyal hizmet uzmanlığı, çocuk psikolojisi ve pedagoji bölümlerinden birisinden mezun olmaları gerekmektedir. Ruhsat: Kurumun ruhsatı (Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ya da Milli Eğitim Müdürlüğü’nden alınan yasal çalışma belgesi) olup olmadığını kontrol edin. Görebileceğiniz bir yerde asılı değilse görmek isteyin. Grup Sorumlusu (Öğretmen): Bu kişilerin okul öncesi çocuk gelişimi eğitmenliği (meslek lisesi ya da 2 yıllık yüksek okul) mezunu olmaları gerekmektedir.
5. İÇ MEKANLAR
İlk etkide, kendinize ve duyularınıza güvenin. Neşeli sesleri, güzel kokan, aydınlık, tertipli ve sıcak bir ortamı hedefleyin.İç ortamlarda, çocuğunuzun gelişimini destekleyecek yeterli sayıda araç-gereç olmalı, bunlar çocuğunuzla aynı mekan (sınıf) içerisinde ve istediğinde ulaşabileceği konumda bulunmalıdır.Sınıf içerisinde, oyunlar ve aktiviteler için tanımlı, ayrılmış bölümler olmalıdır. Bunlar, kitaplık, el becerisi (manipülasyon), bloklar, fen, sanat, hayal (sosyo-drama, evcilik), su-kum çalışması bölümleridir.Araç-gereçlerin çocuk sayısına yeterli, gelişim düzeyine uygun, bakımlı (temiz, kırıksız, eksiksiz) ve düzenli olmasına dikkat edin. (Çocuklar o anda oynadığı için mekandaki dağınıklık önemsenmemelidir.)Çocukların kişisel eşyaları için ayrılmış ve etiketli dolapları olmalıdır.
6. ÖĞRETMEN / ÇOCUK ORANI
Araştırmalar, öğretmen, çocuk oranının ve grup büyüklüklerinin çocuk gelişimine önemli etkisi olduğunu kanıtlamıştır.Uluslararası standartlara göre bu oranlar: 24-36 ay 1 öğretmen / 5- 7 çocuk 3 yaş 1 öğretmen / 7-10 çocuk 4-5 yaş 1 öğretmen / 8-10 çocuk 6 yaş 1 öğretmen / 10-12 çocuk biçimindedir. Daha fazla sayılarda çocuk olması durumunda bir yardımcı öğretmen ya da 2. bir grup sorumlusu ile çalışılması uygundur. 0-2 yaş grubunda bulunan çocukların, diğer yaş grupları ile karma yapılmaması gerekmektedir.
7. İŞLEYİŞ
Kurumun bir felsefesi ve uyguladığı yazılı bir sistemi olması gerekmektedir. Bu felsefenin sizin görüş ve beklentilerinize uygunluğu önemlidir.Kurumun kapısı size sürekli açık olmalıdır. Kendinizin ve çocuğunuzun gereksinimleri doğrultusunda, her zaman kurumu, sınıfı ziyaret edebilmelisiniz ve bu belirli gün ve saatlerle sınırlandırılmış olmamalıdır. 0-6 yaş grubunun öğrenme sistemi, somut, aktif, keşfe ve deneye dayalıdır. Akademik ve çocukları zorlayacak yaklaşımlardan ve beklentilerden kaçınılmalıdır.Günlük plan, çocukların, küçük kas-büyük kas, zihinsel, bilişsel ve sosyal gelişimine ait çalışmaların tümünü birden ve dengeli olarak içermelidir.Çocuklara günlük işleyişte bireysel davranabilme ortamı mutlaka sağlanmalı ve tüm aktiviteler için seçme hakkı tanınmalıdır. Çocukların sosyal yaşam biçimlerinin ve toplumsal kurallarının oluşabilmesi-gelişebilmesi için, pozitif ve destekleyici davranılmalı, kırıcı, örseleyici davranışlardan kaçınılmalıdır.
8. EĞİTİM PLANI (MÜFREDAT)
Eğitim planı, çocukların bireysel gelişimleri, ilgi alanları ve gereksinimleri gözönüne alınarak hazırlanmış, çocuk gelişimi ilkelerine ve öğrenme biçimlerine bağlı, yazılı metinlerin işleyişinden oluşmalıdır. Öğrenme ortamı ve aktiviteler, bu programın felsefesine ve hedeflerine uygun olarak düzenlenmelidir. Öğretmenler, çocukları izleyerek, gözlemleyerek -kesinlikle test yöntemlerine başvurmaksızın- her bir çocuk için amaca ulaşılıp ulaşılmadığını değerlendirirler.Bu değerlendirmelerin sonuçlarını aileler ile paylaşırlar.
9. BESLENME
Yemek listeleri, düzenli beslenme ilkelerine uygun ve yeterli miktarda olmalı, her ay ailelere gönderilmelidir. Yemek masaları, sandalyeleri ve diğer ekipmanlar çocukların yaş ve boylarına, özelliklerine uygun olmalıdır.Yemek saatlerinin bir sosyalleşme süreci olduğu düşünülerek, en az bir yetişkin çocuklarla aynı masayı paylaşmalıdır.
10. İLETİŞİM
Öğretmen - Çocuk İletişimi: Öğretmenler çocuklarla iletişim kurarken göz seviyesinde bulunmalı, konuşma biçimleri sıcak ve sevecen olmalıdır. Öğretmenler çocukların gereksinimlerini anında yanıtlamalı, çocukların sınıf içi davranışlarında rahat, canlı ve neşeli oldukları gözlenmelidir.
Öğretmen - Veli İletişimi: Öğretmenler, günlük olarak çocukların beslenme ve sağlık konularında, fiziksel ve ruhsal değişikliklerinde ailelere sözlü veya yazılı olarak bilgi aktarmalıdırlar. Ayrıca periyodik değerlendirme yapılarak, aileye gelişim düzeyi aktarılmalıdır.
Kurum - Veli İletişimi: Okul ve aile işbirliği içerisinde, çocuğun gelişimini olumlu yönde desteklemeli, yaşanan problemlerde birlikte çözüm üretebilmelidirler. Aileler, eğitim planı, işleyiş, program ve çocukları etkileyebilecek değişikliklerden kurum tarafından düzenli haberdar edilmelidirler.
11. FİYATLANDIRMA
Uygulanan fiyatı, geçerlilik süresini, ödeme koşullarını ve tahmini artış oranını öğrenin. Fiyatı tek başına bir özellik olarak değil, uygulanan sistemle birlikte değerlendirin ve arayışlarınızda bu dengeyi gözden kaçırmayın.
ÇOCUĞUM HAZIR MI?
Çocuğun okul öncesi eğitim kurumuna başlamasını belirleyen standart bir yaş yoktur. Sizin gereksinimleriniz ve çocuğunuzun fiziksel, psikolojik özellikleri göz önüne alınarak uygun dönem belirlenmelidir. 2. yaşla birlikte başlayan anneden ayrılma süreci, tuvalet eğitimi, kendi gereksinimlerini karşılama ve bunları ifade edebilme becerisi sizin için bir referans teşkil edebilir. Sizin, çocuğunuzun evde geçirdiği sürenin verimsiz ve yetersiz olduğunu hissetmeniz ya da kendisinin oyun, arkadaş gibi isteklerini dile getirmesi de önemli bir etkendir.
UYUM SÜRECİNİ YAŞARKEN...
Çocuğunuzda neleri gözlemleyebilirsiniz? Çocuğunuzun yuva yaşantısına geçişini izlerken, kendinizin okula, iş yaşantısına, araba kullanmaya vb. ilk başladığınız günleri düşünün. Uyum sürecinin çok hızlı ve başarılı olmasını beklemeyin. Çocuğun yaşı ve yapısına bağlı olarak bu süre 4-6 hafta arasında, hatta bazen daha uzun bir zaman alabilir. Bu süreç içerisinde, ağlama, karın-baş ağrıları, kusma, alta kaçırma, genel isteksizlik görülebilir.
SİZE DÜŞEN NEDİR ?
Öncelikle kararlı olun ve verdiğiniz karara inanın. İlk günlerde çocuğunuzla yuvada zaman geçirmeye hazırlıklı olun. Çocuğunuza dürüst davranın, gidiş nedeninizi, dönüş zamanınızı belirtin. Verdiğiniz söz ve saatlere kesinlikle uyun. Çocuğunuzdan vedalaşarak ayrılın. Bunun çocuğunuzun size olan güveni açısından çok önemli olduğunu unutmayın.Yuva yaşamının, çocukların yaşantısının doğal bir parçası olduğunu O'na vurgulayın. Çocuğunuzun günlük yaşantısını sizinle paylaşmasını beklemeyin. O'na örnek olarak zaman içerisinde size aktarmasını sağlayabilirsiniz. (Ben bugün alışverişe gittim, öğle yemeğinde salata yedim, ya sen?) Çocuğunuzun arkadaşlık ilişkilerine doğrudan karışmayın. Çözüm yolları önererek, örnekler vererek yardımcı olabilirsiniz. Uyum süreci çok sancılı geçiyor ve/veya çok uzuyorsa, bu durumun çocuğunuzun kişiliğinden mi, yoksa ortam, sistem ve kişilerden mi kaynaklandığını mutlaka araştırın.
***Okul Öncesi Eğitimi Geliştirme Derneği'nden alınmıştır
Drama
YARATICI DRAMA: Yaratıcı drama etkinliğinde öğrencilerimizle farklılığa hoşgörü, kendine güven duygusu, grup önünde rahatça konuşma ve hareket edebilme becerisi, grupla etkileşim ve işbirliği, duygularını ifade edebilme, kendini başkalarının yerine koyabilme duyarlılığının gelişmesi için uygulamalı çalışmalar yapılmaktadır.
SATRANÇ: Kişide düşünce disiplinin gelişmesini sağlamak, davranışlarını kontrol edebilme yeteneğini geliştirmek, sakin ve sabırlı olmak gibi özellikleri olan bu zeka sporunun çocukların gelişim aşamasında önemli katkıları olduğu bilinmektedir. Bu nedenle haftada bir gün anasınıfı öğrencilerimize satranç eğitimi verilir. Satranç öğretmenimiz üniversite mezunu, dalının uzmanıdır.
MÜZİK: Müzik etkinlikleri öğrencilerin dil gelişimlerini olumlu yönde etkiler; ritme karşı duyarlılık geliştirmelerine yardımcı olur. Öğrencilere beraberlik ve bir gruba ait olma duygusu verir. Onların kendini ifade etmelerine yardım eder ve sosyal uyum kazanmalarında önemli rol oynar. Bu nedenle haftada bir gün müzik öğretmenimiz öğrencilerimize müzik dersi verir. Bu eğitim sınıf öğretmenlerimiz tarafından belli aralıklarla pekiştirilir. Müzik öğretmenimiz İstanbul Teknik Üniversitesi Konservatuarı mezunudur.
BALE VE HALK OYUNLARI: Çocuklarımızın dans ve hareketlerle kendilerini ve duygularını ifade etmelerini sağlayan, estetik algılamalarını geliştiren, yönerge almalarını destekleyen bale ve halk dansları etkinlikleri, İstanbul Teknik Üniversitesi Bale Bölümü mezunu öğretmenimiz tarafından bale odasında verilmektedir.
2006 - 2007 eğitim ve öğretim yılı içinde Özel Bilsev Anaokulu, öğretmen kadrosuna iki yabancı anaokulu öğretmenini dahil etmiştir. Amerikalı ve İngiliz anaokulu öğretmenleri, kendi anadilleri olan İngilizceyi öğrencilerimize gün boyunca yaşayarak ve oyunlarla öğretmeyi hedeflemektedirler. Gün boyunca kendileri ile başka bir dilde iletişim kurmaya çalışan öğretmenleri ile öğrencilerimiz bir süre sonra iletişim kurmaya başlayacak, ezbere dayalı olmayan İngilizceyi severek öğrenecek ve aynı zamanda kendi ana dilllerinden başka dillerin de var olduğunu somut olarak görmüş olacaklardır. Okulumuzda yabancı öğretmenlerimizin kendi dillerini öğretmek için kullanabileceği her türlü İngilizce kitap, dergi, puzzle, müzik ve masal CD'leri bulunmaktadır.Özel Bilsev Anaokulu, günümüzde yabancı dil bilmenin ne derece önemli olduğunu biliyor, bir dili öğrenmeye ne kadar erken başlanırsa o kadar iyi ve çabuk öğrenilebileceğine inanıyor ve sizlerin İngilizce konuşan minik öğrenciler mezun edeceğine inanmanızı ve desteğinizi vermenizi bekliyor.
Monday, July 23, 2007
Anaokulu Nedir?
Sizlere şu sıralar araştırma içinde olduğum anaokulları hakkında edindiğim olumlu/olumsuz bilgileri aktarmaya çalışacağım. Ama öncelikle değinmek istediğim başka konular var.
Oğlum Caner şu anda 3 yaş 5 aylık ve Eylül ayında bir anaokuluna göndermeyi planlıyoruz. Araştırmalarım sırasında anaokulları hakkında olumsuz örneklerle daha çok karşılaştım. Arkadaşlarımın anlattıkları, katıldığım forumlardaki sohbetlerlerde beni dehşete düşüren yaşanmış tecrübeleri okudum. Bu da beni daha sıkı bir araştırma yapmaya itti.
İlk önce anaokuluna başlama yaşı ne olmalı? Buna açıklık getimek lazım. Çalışıp da bebeğini bir akrabaya (anne, kayınvalide, teyze vs.) bırakamayan veya bakıcıyı tercih etmeyen anneler istisna oluyor tabiki. Onlar belki bebeklik dönemlerinden kreşe yollama durumunda kalıyorlar. Kimi uzmanlar anaokuluna başlama yaşı için 2.5 yaş sonrası derken, kimileri 3 kimileri 4 yaşından itibaren diyor. Çocuklar genel olarak (aslında çocuğuna göre değişiyor) 3-4 yaşları arasında sosyalleşmeye başlıyorlar. Yani bu yaşlarda oyunları takip edebiliyor, renkleri tanımaya başlıyor, ikili ilişkileri daha bir düzene giriyor ve belki de en önemlisi paylaşmayı ya da paylaşmamayı öğreniyorlar. Benim kendi görüşüm 3-3.5 yaş aralığı. Bu durumda herkes kendi çocuğunun kapasitesi doğrultusunda anaokuluna verme yaşını kendi kriterlerine göre değerlendirebilir.
Bakıcı mı kreş mi?Özellikle çalışan annelerin en büyük sorunudur. Eğer bebeği bırakabilecekleri bir aile ferdi yoksa bakıcı veya kreş gündeme geliyor. Bu kararı verirken çoğu anne-baba epey zor anlar geçirebiliyor. Etrafımda gördüğüm çok iyi bakıcılara sahip aileler varken çok olumsuzluklar yaşayan aileler de var. Eğer bakıcıya karar verilirse en güzeli referansı olan bakıcıları tercih etmek. Bir de bakıcı sağlayan özel şirketler var. Bunlar da araştırılabilinir.
Kreş ortamı küçük bebeklerin sık hasta olmasına çok müsait. Fakat bazı aileler buradaki kişilerin çocuk bakımına daha yatkın olduğunu ve daha bilinçli ellerde bakım sağlandığı görüşünde birleşiyorlar. Tabiki her kreş farklı. Bebeğinizi kreşe verme kararı aldıysanız o zaman iyice araştırıp daha önceden bebeğini kreşe yollayan ve memnun kalan ailelerle görüşüp bir fikir almanız çok iyi olacaktır.
Sonuç olarak her iki durumda da (bakıcı/kreş) çok iyi bir araştırma yapmak ve daha tecrübeli ailelerlerden fikir alıp o yönde karar vermek gerekiyor.
Oyun Grupları1-3 yaş grubuna hitap eden oyun grupları çocukların birarada vakit geçirmeleri için ideal oluyor. Fakat bu işin maliyeti biraz fazla. Genelde haftada 2-3 gün için 2-3 saatlik birlikte oyun oynama şeklinde çeşitli faaliyetlerin yapıldığı gruplar oluyor. Etrafında yaşıtı olmayan çocuklar için bu oyun grupları faydalı. Paylaşmayı öğrenirken sosyal açıdan da daha aktif olmaya başlıyorlar.
Çoğu aileler yaşıtı çocuklarını haftanın belirli günlerinde bir araya getirerek kendileri de oyun grubu oluşturuyor. Böylece hem çocuklar biraraya gelmiş oluyor hem de aileler hepberaber vakit geçirme şansını yakalamış oluyor. Benim katıldığım böyle bir grubum var ve çoğu aileye de tavsiye ediyorum. İki haftada bir toplanıyoruz. Bunların biri çocuklu toplantı diğeri ise çocuksuz oluyor. Böylece hem kendimize vakit ayırıyor hem de çocuklarımızın birlikte oynamasını sağlıyoruz. Çocuklarımızın yiyebileceği gıdalar hazırlıyoruz ve her seferinde birbirimizden çok şey öğreniyoruz. Hasta olmaları durumunda şöyle bir çözüm bulduk. Çocuğu hasta olan o toplantıya çocuğunu getirmiyor.
AnaokullarıGünümüzde anaokulları arasında inanılmaz bir rekabet sözkonusu. Anaokulu broşürlerine baktığınızda içiniz açılıyor ve çok güzel bir sistemleri olduğunu düşünüyorsunuz. Veya telefonda bilgi alırken konuştuğunuz kişi sizi çok etkiliyor ve anaokuluna gidip yakından görmek istiyorsunuz. Her şey çok güzel görünüyor.. Tam bir mükemmellik örneği diye düşünüyorsunuz çoğu zaman. Ama çok dikkatli olmalısınız. Ambalajın albenisine kapılmayın derim.
Anaokulu nedir?
Anaokulu, çocukların kendi yaş grupları içerisinde bir ya da bir kaç sınıfta, eğitimli öğretmenlerin gözetiminde, okul öncesi eğitim programları çerçevesinde eğitim aldıkları, oyun oynadıkları özel veya devletin açmış olduğu kuruluşlardır. Bazıları, çocukları iki yaşından itibaren kabul ederken bazıları da üç yaşından önce kabul etmez; hatta bu çocuklarda tuvaleti kullanabilme, kendi başına yemek yiyebilme gibi bir takım hünerler ararlar.
Avantajları:
Eğitimli ve deneyimli kişilerce bakım olanağı,
Yaşıtlarıyla oynama olanağı,
Yaşına ve seviyesine göre uygulanan program,
Özellikle sağlık, güvenlik ve programla ilgili diğer konuların ilgili yönetmelikler çerçevesinde denetlenmesi,
Çocuğunuzun sürekli gözetim altında olması,
Oyuncak ve malzeme çeşitliliği
Dezavantajları:
Uygun bir sağlık politikası söz konusu değilse (oyuncaklar hergün temizlenmiyor, sınıfların temizliği aksıyor, mutfakta ve tuvalette gerekli temizlik ve hijyen sağlanmıyorsa, gıdaların temizliğine özen göserilmiyorsa) hastalanma olasılığı yüksektir.
Çocuğun seviyesini aşan ve sıkı tutulan bir program uygulanıyorsa çocuğunuzun kendisini tüketmiş ve yetersiz hissetmesi beklenebilir. Bu da erken dönemde okuldan soğumaya yol açabilir.
Öğretmenlerin eğitim düzeyleri düşükse (en azından meslek yüksek okullarının anaokulu öğretmenliği bölümünden mezun olmuş olmaları gerekir) bu çocuğunuzun alacağı eğitimde olumusuz etkiler yaratabilir.
En önemlisi eğitimi ne olursa olsun, çocuk seven öğretmenler görev yapmıyorsa, sadece ‘saat dolsun paramı alayım’ mantığı güden öğretmenler varsa bu belki de en büyük olmusuz etken olacaktır. Tabiki baştaki yöneticiler için de bu geçerli.
Görüldüğü gibi avantajlar eğer kurallara uyuluyorsa varoluyorlar. Uyulmadığı takdirde dezavantaja dönüşüyorlar. Bilinçli anne-babalar olarak kurallara uyan anaokullarını bulmalı, uymayanları da çekinmeden teşhir etmeliyiz.
Bir sonraki yazımda anaokulları hakkında edindiğim olumlu/olmusuz bilgileri sizlerle paylaşacağım..
Sevgiyle, sağlıcakla ve dostça kalın.
Nükhet Demiray
Not: Yaşamış olduğunuz olumlu/olumusuz tecrübelerinizi, konu hakkındaki görüşlerinizi benimle paylaşırsanız bir sonraki yazıda yayınlayabilir ve böylece bilgi dağarcığımızı genişletmiş oluruz.






