Sunday, December 30, 2007

anaokulu

anaokulu şarkıları

Okul öncesi eğitim cocuk şarkıları indir sayfası 3. bölüm

anaokulu şarkıları
9: Kınalı Bebek
10: 10.yıl marşı
11: 23 Nisan Geldi Neşeliyiz çocuklar
12: Afacan
13: Afacan Can (Yangın)
14: Ali Babanın Çiftligi
15: Anne sözu
16: Ayy ayy yuppi yuppi
17: Balık ördek kurbağa
18: Baltalar elimizde
19: Bay Mikrop
20: Bayrağım

Yukarıdaki anaokulu şarkıları aşağıdaki link’ten indirilebilir.
anaokulu şarkıları
Dosya Boyutu: 21mb
Dosya şifresi: www.anaokullu.com

anaokulu şarkıları

Boyama resimleri

Dosya içerisinden iki örnek resim

boyama resim

boyama resmi

Okul öncesi boyama resimlerini bilgisayarınıza indirebilirsiniz ve yazıcıdan çıktı alarak kullanabilirsiniz. İndireceğiniz dosya içerisinde 600 adet boyama resmi var.
Boyama resimleri disney karakterlerini içeriyor.

Boyama resimlerini buraya tıklayarak indirebilirsiniz.
Dosya boyutu: 29mb
Dosya şifresi: www.anaokullu.com

anaokulu istanbul

anaokulu istanbul

istanbul anaokulları

Sunday, August 5, 2007

İlköğretimin 1. ve 2. sınıflarında dersten çok dil ve teknik öğretime zaman ayıran eğitim camiası, anaokulunun parasız ve zorunlu olmasını istiyor.

İlköğretimin 1. ve 2. sınıflarında dersten çok dil ve teknik öğretime zaman ayıran eğitim camiası, anaokulunun parasız ve zorunlu olmasını istiyor.
Çocuklar zihinsel gelişiminin önemli bir bölümünü anaokulu safhasında tamamlıyor. Pazartesi günü başlayacak olan 17. Milli Eğitim Şûrası için rapor hazırlayan il milli eğitim müdürlüklerinin tamamı, okulöncesi eğitim için söz konusu talebi dile getirecek. Raporlarda, özellikle Doğu bölgelerinde yaşanılan sıkıntı şöyle aktarılıyor: ´İlköğretim müfredatını uygulayamıyoruz. Öğrenciler Türkçe bilmediği için ilk yıl dil öğrenimiyle geçiyor. Bu durum öğrenci ve öğretmenler arasında diyalog sorununa yol açıyor. Öğrencinin başarısını da olumsuz etkiliyor.´
Milli Eğitim Müdürlerinin talebine Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayla Oktaydan da destek geldi. Oktay özellikle Doğu bölgelerindeki Türkçe bilmeyen çocukların hayata ve eğitime geride başladığına dikkat çekti: ´Anaokulları Türkiye genelinde zorunlu olmalı ve bu bölgelerdeki anaokullarında dil ağırlıklı program uygulanarak çocuklar hayata, okula hazır hale getirilmeli ve fırsat eşitliği sağlanmalı.´
Türk Milli Eğitim sisteminde kademeler arası geçişler, yönlendirme ve sınav sisteminin tartışılacağı 17. Milli Eğitim Şûrası 13-17 Kasım tarihleri arasında yapılacak. Muhtarlardan belediye başkanlarına, öğrencilerden okul müdürlerine, üniversitelerden Milli Eğitim Bakanlığı bürokratlarına kadar yaklaşık bin kişinin katılacağı şûrada sınav sistemi, yönlendirme, kademeler arası geçiş ile AB sürecinde Türk Milli Eğitim sistemi irdelenecek. Şûra öncesinde bölge ve iller tarafından hazırlanan raporlarda eğitimin sorunları masaya yatırıldı. Raporlarda öne çıkan en önemli sorunun Avrupa ülkelerinde yüzde 100lere varan anaokulu okullaşma oranının Türkiyede yüzde 21 olması gösterildi. 81 vilayette kurulan komisyonların ortak raporunda Türkiyede okulöncesi eğitimin 60-72 aylık dönemi kapsayan kısmın zorunlu eğitim kapsamına alınması ve ücretsiz olması istendi. Çocuklardaki zihinsel gelişimin önemli bölümünün anaokulu safhasında tamamlandığına dikkat çekilen raporlarda velilerden alınan para sebebiyle ailelerin çocuklarını anaokuluna göndermediği vurgulandı. Şûra hazırlık dokümanlarında okulöncesi eğitimde ailelerin bilinç düzeyinin düşüklüğü de altı çizilen konulardan. Özendirici olmak ve okullaşma düzeyini yükseltmek için velilerden para istenmemesi gerektiği vurgulanan dokümanlarda sorunlar şöyle sıralanıyor: ´Taşımalı eğitim sebebiyle köylerde ikamet eden çocuklar okulöncesi eğitimden yararlanamıyor. Anasınıfları okulların kullanılmayan ve fiziki yönden en kötü yerlerine açılıyor. Araç gereç eksikliği ileri düzeyde. Paralı olduğundan ve veliye külfet getirdiğinden aileler anasınıflarına ilgi göstermiyor. İkili eğitim uygulaması sebebiyle anasınıfı öğrencileri erken saatte derse başlıyor, geç saatte dersten çıkıyor. Bu durum öğrenci gelişimi için sakıncalı.´
ÖSS daha sağlıklı yapılmalı
Raporlarda illerin tamamı okulöncesi eğitimin zorunlu olması konusunda birleşirken, büyük bir çoğunluğu ilköğretimin sonunda, lise iki sonu ile son sınıfta olmak üzere 3 ayrı sınav yapılmasını istiyor. Lise son sınıftaki sınavın bir bitirme sınavı şeklinde düzenlenmesi düşünülürken, ÖSSye bu sınavların sonuçlarının belli bir yüzdesinin etki ettirilmesi planlanıyor. Liselere giriş için yapılan Ortaöğretim Kurumları Öğrenci Seçme Sınavının kademeli olarak kaldırılması gerektiği yönünde öneriler getirildi. Tüm illerin katıldığı 13 bölgenin raporlarında bölgelere göre farklı öneriler de bulunuyor. Adana bölge raporunda, Türkçe bilmeyen anne babalara Türkçe öğretilmelidir deniliyor. Adana raporunda ayrıca, ´bir öğretmenin öğrencilere verimli olabilmesi için otuz yıldan fazla çalıştırılmaması´ teklif ediliyor.

Anaokulu öğretmeni mülakatla seçilsin

Anaokulu öğretmeni mülakatla seçilsin
Türkiye Özel Okullar Birliği¤ üniversitelerde bulunan okul öncesi eğitimi öğretmeni seçiminde¤ sınav puanı kadar mülakatla öğretmen alınmasının; mesleğini seven ve motivasyonu yüksek¤ kişilik özellikleri uygun öğretmenleri tespit etmek açısından faydalı olacağı önerisinde bulundu. Türkiye Özel Okullar Birliği’nin Antalya’da düzenlediği Okul Öncesi Eğitim ve Öğretmen Eğitimi konulu sempozyumun ilk gününde değerlendirilen okul öncesi eğitiminin sonuç bildirgesi açıklandı. Bildirgede¤ okul öncesi eğitimde okullaşma oranının ilk aşamada yüzde 50’lere yükseltilmesi için devlet özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliği içerisinde çalışması gerektiği belirtildi.‘Özel’e destekBildirgede; okullaşma oranının artırılması amacıyla yerel yönetimlere de yetki verilerek arsa¤ bina¤ kaynak aktarımı gibi desteklerle özel sektörün teşvik edilmesi¤ okul öncesi eğitim kurumlarının yaygınlaştırılması kapsamında ulaşılması zor yerlere devlet eliyle hizmet götürülmesi ve bu konuda özel sektörden destek alınması gerektiği ifade edildi. Okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapacak öğretmenlerin seçilme yöntemine ilişkin önerilere de yer verilen bildirgede; söz konusu okullara öğretmenlerin üniversiteye girişlerinde mülakata alınması teklif edildi ve “Üniversitelerde bulunan okul öncesi eğitim öğretmeni seçiminde sınav puanı kadar¤ mülakat ile öğretmen alımı yapılması; mesleğini seven¤ motivasyonu yüksek ve kişilik özellikleri uygun öğretmenleri tespit etmekte faydalı olacaktır” denildi.Nitelik artmalıBildirgede yer verilen diğer öneriler ise şöyle: “Okul öncesi eğitimi veren tüm kurumlar Milli Eğitim Bakanlığı çatısı altında toplanmalıdır. Bu geçiş döneminde standartlar yönergesine uyum konusunda yeterli geçiş süresi tanınmalı¤ öğretmenlik hakkı elde etmiş kişilerin özlük hakları korunmalıdır. Okul öncesi eğitim kurumları için denetim birliği getirilmelidir. Kurumların hak etmediği isimleri kullanmaları engellenmelidir. Değişik bölgelerde açılmış olan üniversitelerde yer alan çocuk gelişimi eğitimi ya da okul öncesi öğretmenliği bölümlerinin yeniden ele alınarak¤ eğitim elemanlarının nitelikleri sorgulanmalı ve niteliklerinin artırılması yönünde çalışmalar yapılmalıdır.”

Sunday, July 29, 2007

Her çocuk mutlaka anaokuluna gitmeli midir? Eğer gidemiyorsa anne-baba neler yapmalıdır?

Image Hosted by ImageShack.us



Her çocuk mutlaka anaokuluna gitmeli midir? Eğer gidemiyorsa anne-baba neler yapmalıdır?
3 yaşından itibaren her çocuğun anaokuluna gitmesi önerilmektedir. Ülkemizde bir çok devlet okulunun anasınıfı mevcuttur ve her geçen gün de yaygınlaşmaktadır. Ancak çevresinde anaokulu bulunmayan ailelerin okul öncesi döneme ait çocuk yayınlarını takip etmelerinde yarar vardır. Anaokulları için üretilen ünite dergileri veya kavram öğreten ve bir çok beceriyi geliştiren bir çok yayın mevcuttur. Bunları takip edip günlük bir program dahilinde çocukların masa başında çalışmaya alıştırılmaları, el becerilerinin geliştirilmesi ve mümkün olduğunca yaşıtlarıyla bir arada oyun oynama olanağı sağlanması gerekmektedir.

Ayrıca çocuk eğitimi ve gelişimi konusunda anne-babalar için hazırlanmış yayınların okunması, anne-babalara çocuğun eğitimi sırasında ortaya çıkabilecek olası problemlerle baş etme becerisi kazandıracaktır. Okumak, öğrenmek, çalışmak konusunda anne-babanın çocuğa örnek olması ve çocukta öğrenme isteği uyandırması önemlidir. Ülkemizde bir çok çocuk eline kalemi ilkokula başladığı gün almaktadır.

Çocukların öğrenebilmeleri ve beceri geliştirebilmeleri için onlara fırsat verilmesi, teşvik edilmesi ve örnek olunmasının önemi unutulmamalıdır. Çocukların çok küçük yaşlarından itibaren onların becerilerini geliştirecek oyun malzemelerinin alınması-sağlanması önemlidir. Anne-babaların çocukların gelişim dönemlerindeki zihinsel ihtiyaçları konusunda bilgilenmeleri ve bu konuda bol bol okumaları gerekmektedir. Ancak bu yolla çocukları için en uygun oyun malzemesini bulabilirler ve onları kendi ilgileri ve becerileri doğrultusunda eğitebilirler.


Okulöncesi eğitimde anaokulundaki eğitmenler ne gibi vasıflara sahip olmalıdır?

Okulöncesi eğitimde anaokulundaki eğitmenler ne gibi vasıflara sahip olmalıdır?
Anaokulunda çalışan öğretmen, yönetici ve çocuklarla teması olan her türlü personelin pedagojik bir eğitimden geçmiş olması önemlidir. Çünkü çocuklar için yuva içinde gördüğü ve temas ettiği herkes ve her şey okulu temsil etmektedir. Benzer bir dilin kullanılması, ses tonunun çocukları rahatsız edecek şekilde kullanılmaması, güler yüzlü olunması, mümkün olduğunca bakımlı ve temiz bir görünümde olunması çocuklar için önem taşımaktadır.
Özellikle öğretmenlerin çocukların duygularını anlamak konusunda yetenekli olmaları, empatik olmaları, problem çözme yeteneğine sahip olmaları, oyuna, dramatizasyona yatkın olmaları, kendi duygularını iyi ifade edebilmeleri, düzgün bir diksiyona sahip olmaları önemlidir. Ayrıca sürekli çocuklarla bir arada olmak en az çocuklar kadar oyunu ve oyuncağı sevmeyi gerektirir. Sadece psikoloji veya pedagoji eğitimi almış olmak anaokulu öğretmeni olmak için yeterli olmamaktadır. Anaokulu öğretmeni olacak kişinin, kişiliğinin de çocuklar gibi çoşkulu ve eğlenceli olması gerekmektedir

Anaokuluna başlayan çocuklara aileler nasıl davranmalıdır?

Anaokuluna başlayan çocuklara aileler nasıl davranmalıdır?
Anaokuluna başlama hem aile için hem de çocuk için çok önemli bir ilk adımdır. Aileler bir çok kaygı yaşamaktırlar. Özellikle de anneye fazla bağımlı olan ve evde kural öğretilmemiş, sorumluluk verilmemiş olan çocuklar için anne-babalar daha fazla kaygı duymaktadırlar. Çünkü genellikle bu çocuklar daha fazla uyum problemi yaşamaktadırlar. Çocuklar becerileri gelişmeye başladığı dönemden itibaren kendi ihtiyaçlarını karşılamaları için teşvik edilmelidirler. Ayrıca, yemek, uyku, temizlik vb gibi konularda kurallar öğretilmelidir.

Çocuk 2 yaşından itibaren yavaş yavaş nerede nasıl davranması gerektiği konusunda bilgilendirilmelidir. İstenen davranışlarla istenmeyen davranışların farkını öğrenmeye başlamalıdır. Burada tutarlılık önemlidir. İstenen davranışı karşısında her zaman olumlu bir ilgi alması çocuğu bu şekilde davranmaya isteklendirecektir. İsteklerinin makul ölçülerde karşılanması, bazı isteklerinin karşılanamayacağını bilmesi gerekmektedir. Aksi halde anne-babanın her talebi karşılayan tavrını çocuk girdiği her ortamda bekleyecek ve sonunda hayal kırıklığına uğrayarak yuvaya gitmek istemeyecektir.

Öncesinde kural ve sınır öğretilen, sabretmeyi ve beklemeyi öğrenen ve anne ile bağımlılık ilişkisi yerine bağımsızlık özelliğini kazanan bir çocuk yuvaya başl
amak konusunda pek bir sorun yaşamayacaktır.

Anne-babanın çocuğun gideceği yuvayı çocuk olmadan seçmeleri ve karar verdikten sonra çocuğu götürmeleri uygundur. Çünkü seçme kararı çocuğa verildiğinde bizim için önemli olmayan kriterler çocuklar için önemli
olabilir ve belki de pek uygun olmayan bir yuvayı çocuğumuz istediği için seçmek zorunluluğu oluşabilir. Biz de bunun etkisinde kalabiliriz.

Image Hosted by ImageShack.us


Çocuk için uygun yuvaya karar verdiğimizde çocuğa bundan sonra oyun oynayabileceği, arkadaş edineceği ve yeni bilg
iler edineceği bir okula gideceği söylenmelidir ve bir gün sadece ziyarete gidilmelidir. Ziyaret saatinin çocukların eğlenceli bir aktivite saati olması yararlı olabilir. Tüm yuvayı gezdikten ve kendi öğretmenini tanıştırdıktan sonra yuva yetkilisi çocuğa yuva hakkında bilgiler verebilir. İlk gün fazla kalınmadan dönülmelidir.

Özellikle 3 yaşındaki çocuklar için çocuk istekli de ilk hafta günde 1-2 saatten fazla yuvada kalmaması uygun olmaktadır. İkinci hafta 3-4 saate çıkarılabilir. Mümkün ise dönem boyunca, değilse hiç değilse 2 ay boyunca çocuğun yarım gün yuvaya devamı daha uygun olmaktadır. Çünkü 3 yaş grubu çocuklar için tüm gün program psikolojik olgunlaşmalarının yetersizliği nedeniyle fazla yoğun gelebilmektedir.

Yeni başladığı dönemde çocuğa fazla
soru sormak, yuvayı fazla övmek, ne yediğiyle fazla ilgilenmek, sık sık yuvaya gidip bakmak çocuğun uyumunu bozabilmektedir. Çocukla ilgili bilgileri çocuğunuz yanınızda değilken yuva yetkilisinden almalısınız. Çocuğu sorularla bunaltmak yerine kendi anlattığı bir şey olursa onu dinleyip, ne kadar takdir ettiğinizi ve okula başladığı için onunla ne kadar gurur duyduğunuzu belirtebilirsiniz.


Her şey yolunda gidiyor görünürken bile bir gün birden bire çocuğunuz yuvaya artık gitmek istemediğin belirtebilir. P
aniğe kapılmadan sıkıntısının ne olduğun anlamaya çalışmalısınız. Çünkü çocukların yuvaya gitmek istememeleri genellikle yuva ile ilgili bir sorun olmamaktadır. Bazen yeni bir kardeşin geliyor olması, bazen anne ile ilgili sıkıntılar, bazen evde olan bir huzursuzluk gibi bir çok neden çocuğun yuvaya gitmek istemediğin belirtmesine neden olabilmektedir. Bu durumda yuvadaki uzmanlarla görüşüp onlardan yardım almalısınız.

Image Hosted by ImageShack.us

Anaokulu çocuğa neler öğretir? İlerideki akademik ve sosyal yaşamına ne tür katkıları olur?

Anaokulu çocuğa neler öğretir? İlerideki akademik ve sosyal yaşamına ne tür katkıları olur?
Anaokulu çocuğun yaşamındaki ilk gerçek sosyal deneyimdir. Çocuğun merkez olduğu ve tüm ilginin üzerinde olduğu bir ortamdan uzaklaşıp ilgiyi, sevgiyi paylaştığı, bir düzen içinde grup halinde hareket ettiği, beklemeyi, sabretmeyi öğrendiği, tüm ihtiyaçlarını karşılaması için desteklendiği ilk ortamdır. Çocuk yuvaya giderek öncelikle düzen öğrenir. Her gün aynı saatte kalkıp, aynı düzen içinde okuluna gitmektedir. Bu ev yaşamında da düzen sağlar. Belirli bir saatte yatmayı, düzenli olarak kahvaltı etmeyi öğrenir. Düzenli ve sürekli arkadaşlıkları olur. Arkadaşlarını aramaya, onlar tarafından aranmaya başlar. Arkadaşlık ve arkadaşlarıyla paylaştıkları önemli olmaya başlamıştır. Anne-babası dışında öğretmeni ve okuldaki arkadaşları hayatında önemli olmaya başlarlar. Başka insanlarla ilişki kurmayı ve sürdürmeyi öğrenir.
Evde ortaya çıkan sorunlarda sorun çözmek zorunda kalmayabilir ancak yuvada örneğin oyuncağını paylaşması gerektiğinde uygun yöntemle yaklaşamazsa hayal kırıklığı yaşayabilir ve bu yolla zaman içinde problem çözmeyi öğrenir. Kabul görmek, kabul etmek gibi sosyal kavramlar gelişmeye ve önem kazanmaya başlar. Yaşayarak, deneyerek öğrenme fırsatı elde eder. Her tür bilgi grupla etkileşim halinde öğretilmektedir ve mümkün olduğunca çocukların bir çok duyusuna hitap edebilecek bir öğretim planı uygulanır. Bu nedenle çocuğa evde öğretilen sistemsiz ve düz bir bilgiye oranla çok daha kalıcı ve muhakemeye olanak veren zengin bir öğrenme ortamı sağlanmaktadır. Bu tarz öğrenme çocukta sürekli bir öğrenme isteği ve ihtiyacı yaratmaktadır.

Tüm bu bilgi ve deneyimin 6 yaşından önce kazanılmasının asıl önemi çocuğun zihinsel ve duygus
al gelişimi için bu yılların çok önemli yıllar oluşudur. Bu dönemde edinilen bilgiler hem çok kolay öğrenilmekte hem kalıcı olmakta ve öğrenme alışkanlığı geliştirmek açısından önem taşımaktadır. Anaokuluna giden çocukların gitmeyenlere oranlar ilkokulda çok daha uyumlu ve başarılı oldukları bilinmektedir. Ayrıca sosyal uyum ve arkadaşlık geliştirme becerileri açısından okul oncesi eğitim almış olan çocuklar çok daha şanslı olmaktadırlar.
Okul öncesi eğitimin başka bir önemi de çocukların gelişimlerinin takip edilmesidir. Çünkü anne-babalar çocuklarının gelişim alanlarını dikkatle takip edebilecek bilgi ve beceriye sahip olmayabilirler. Ayrıca her çocuk gelişiminin bazı alanlarında sorunlar yaşayabilir, ileriki yaşlarda yaşaması olası bazı problemlere ait ipuçları verebilir. Bu belirtileri fark etmenin ve en uygun müdahalenin ne olduğuna karar vermenin en iyi yolu çocuğun anaokulu gibi yapılandırılmış bir ortamda düzenli şekilde takip edilmesidir.

Image Hosted by ImageShack.us


Anaokulu ne gibi özelliklere sahip olmalıdır? Aileler çocukları için anaokulu seçerken nelere dikkat etmelidir?

Anaokulu ne gibi özelliklere sahip olmalıdır? Aileler çocukları için anaokulu seçerken nelere dikkat etmelidir?
3 - 6 yaş dönemi çocukların zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimleri için en önemli dönemdir. Çocuklar öncelikle gelişimlerinin bir özelliği olarak sosyalleşmek, başka çocuklarla bir arada olmak ihtiyacındadırlar. Yuvalar çocukların paylaşma, bir arada olma, birlikte hareket edebilme ve oyun oynama ihtiyacını karşılarlar. Becerileri ve zihinsel kapasiteleri birbirine denk olan yaşıtlarıyla bir arada olmak çocukların yaşayarak öğrenmelerini sağlar ve sosyal paylaşımın öğrenilmesinde etkilidir. Bu nedenle de anaokulu ve yuvaların çocukların bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal gelişimlerini ve dil gelişimlerini destekleyici bir program uygulamaları ve bu programı uygun koşullarda sunmaları gerekmektedir.
Çocukların tüm gelişim alanlarını destekleyen bir program hazırlanmalı ve bu program çocukların keyifle ve ilgilerini çekebilecek şekilde takip etmelerini sağlayacak bir içerikte hazırlanmalıdır. Çocukların var olan ilgi ve yeteneklerini geliştirmeye yönelik değişik aktivitelerin sunulması önemlidir. Çocuklar hem eğlenmeli, hem öğrenmeli hem de yeni ilgi alanları bulmalıdırlar. Öğrenirken eğitim hayatlarının temeli olan birlikte hareket edebilme, grupla birlikte karar alabilme, sıra bekleme, kendini grup içinde ifade edebilme, ihtiyaçlarını ifade etme, belirlenen kuralları öğrenme ve bu kurallara-sınırlara uyma gibi becerileri kazanmaları da önemlidir. Çocukların yaşlarına uygun olarak gerekli kavramları (renk, şekil, sayı vb), el becerilerini, sosyal becerileri öğrenmeleri evden çok yuva ortamında mümkün olmaktadır.
Yuvada tüm bu bilgi ve becerilerin belli bir sıra ile öğretilmesi söz konusudur. Programın uygulanması aşamasında yuva personelinin deneyim ve eğitimleri de çok önemli olmaktadır. Anaokulunda daimi bir pedagog veya çocuk gelişimi konusunda deneyimli bir psikoloğun bulunması yuva seçiminde birinci koşul olmalıdır. Çocukların becerilerinin ve gelişimlerinin takibini yapabilmek ve olası bir aksaklıkta aileyi uyarabilmek çok büyük önem taşımaktadır. Çünkü olası bazı problemler erken yaşta keşfedildiklerinde hızlıca çözümlenebilmekte aksi halde uzun yıllar süren, eğitim hayatını ve çocuğun sosyal hayatını etkileyen başka zorluklara dönüşebilmektedirler.

Image Hosted by ImageShack.us

Ayrıca her çocuk zaman zaman bazı sıkıntılar yaşayabilmekte bu sıkıntılar değişik şekillerde ifade edilmektedirler. Çocuklardaki bu belirtileri ve değişiklikleri dikkatle gözlemlemek ve başka bir problemin işareti olduğunu keşfedebilmek uzmanlık ve deneyim gerektirmektedir. Ayrıca ailelerin çocukların eğitimi ve gelişimi konusunda ve uygun disiplin yöntemleri konusunda yönlendirilmeleri ve desteklenmeleri önemlidir. Bu nedenle de yuva personelinin pedagoji eğitimli olması büyük önem taşımaktadır.
Temizlik ve fiziksel ortam zaten anne-babaların dikkat ettikleri ve fark etmekte zorlanmadıkları özelliklerdir. Burada da dikkat edilmesi gereken şey fizik ortamın nasıl düzenlendiğidir. Örneğin çocuklar hangi aktivite sırasında nerede bulunuyorlar? Bu ortamlar o aktivitenin rahatça gerçekleşmesi için uygun ortamları mı? (örneğin boya yapılan yerde zeminin halı olması hem çocukların rahatı hem de hijyen açısından uygun olmayabilir) Merdivenler ne kadar korunaklı? Bahçe ve bahçedeki oyun malzemeleri tüm çocukların kullanımına açık mı ve çocuk sayısına oranlandığında yeterli mi? Oyuncak çeşitliliği var mı? Hangi malzemeler kullanılıyor? Boyalar vs çocukların ağzına almaları durumunda zararlı olabilecek nitelikte mi? Oyuncaklar ve diğer eğitim malzemeleri gerçekten kullanılıyorlar mı? Serbest oyun zamanlarında ve bahçe saatinde çocuklarla ilgilenen personel sayısı da önemlidir. Çünkü çocuklar açık alanda daha hareketli olmakta ve zarar görme olasılıkları artmaktadır. Bu nedenle bahçe saatlerinde ve hareketli oyunlar sırasında normalde var olan öğretmen ve eğitimci sayısının takviye edilmesi önemli olmaktadır.

Çok önemli bir konu da sınıf mevcududur. Okul öncesi sınıflar 3 yaşta 10-12 civarı olmalıdır. Daha fazla sayıda çocuk için tek öğretmen yeterli olmamaktadır. 4 ve 5 yaş grubunda bu sayının biraz daha
üzerine çıkılabilir. Ancak ilkokul sınıfları gibi kalabalık ortamlarda çocukların bir arada düzen içinde bulunmalarını sağlamak güç olacağından ister istemez daha sıkı bir disiplin uygulanmaya çalışılacak bu da çocukların ihtiyaç duydukları rahatlık ve ilgi ihtiyaçları ile ters düşecektir.

Image Hosted by ImageShack.us

Anaokuluna başlama yaşı ne olmalıdır ?

Anaokuluna başlama yaşı ne olmalıdır ?
Çocuklar sosyal bir ortama uyum sağlayabilecek psikolojik olgunluğu ortalama 3 yaşını doldurduklarında kazanmaktadırlar. Bu nedenle de bu yaştan itibaren bir sosyal kuruma devam etmeleri uygun olmaktadır. Daha öncesinde tek bir kişinin sürekli ilgisine ihtiyaç duyarlar ve bu ilgiyi paylaşabilecek olgunluğa erişmemişlerdir. Bu nedenle 3 yaş öncesi yuvaya gönderilen çocuklarda sıklıkla yuvaya uyum problemleri yaşanmaktadır.

Image Hosted by ImageShack.us

Friday, July 27, 2007

NEDEN OKUL ÖNCESİ EĞİTİM?

NEDEN OKUL ÖNCESİ EĞİTİM?


Çünkü, 3 yaşına kadar bir çocuğun beyni bir yetişkinden 2,5 kat fazla çalışır, 6 yaşına kadar bir profesörden 2 kat hızlıdır (Rethinking the brain 1997). Yapılan tüm uluslararası araştırmalar ve uygulanan testler göstermektedir ki 0-6 yaş grubunda, gelişim düzeyinde okul öncesi eğitimi almış çocukların, akademik programlarda eğitim almış olanlara göre 1. sınıf başarı düzeyleri daha yüksektir ve okuma yazmaya daha hızlı geçmektedirler.12 yaşında IQ değerleri 5 puan daha yüksektir, 15 yaşında yetenek sınavlarında % 90 -100 arası başarı sağlarlar. % 65’i liseyi, % 45’i üniversiteyi sorunsuz kazanır ve bitirir. Yetişkin olduklarında dış dünyayla kolay ve sağlıklı iletişim kuran, sosyal insanlar olurlar.



BİR OKUL ÖNCESİ EĞİTİM KURUMUNU SEÇERKEN;



1. ÖN BİLGİ TOPLANMASI

Telefonla, yaş grupları, çalışma saatleri, tatiller, ruhsat, servis ve adres bilgilerini alın. Ancak, randevulu ya da akşam ve hafta sonu ziyaretlerinden kaçının.İlk ziyaretinizi, yanınızda çocuğunuz olmadan ve sabah saatlerinde gerçekleştirin. Çocuğunuzu ancak karar verdikten sonra götürün.Evinize olabildiğince yakın yuvaları tercih edin. Serviste geçireceği sürenin 15-30 dakika arasında olmasına dikkat edin. 0-2 yaş döneminde servis kullanmayın.

2. DIŞ MEKAN

İlk görünüşün temiz ve bakımlı, genel sağlık kurallarına uygun (sınıf ve bahçe, eşya ile oyuncaklarının, çocuk yaş ve boylarına uyumlu) olması beklenir. Bahçenin güvenilir ve kontrol altında olması gerekmektedir.

3. BİNANIN GENEL KOŞULLARI

Binada yangın merdiveni, söndürücüler ve alarm sistemi bulunmalıdır.Çocukların ortak kullanım alanı olan tuvaletler, temiz ve hijyen kurallarına uygun olmalı, sıvı sabun ve kağıt havlu kullanılmalıdır.Mutfağın temiz, düzenli ve sağlık kurallarına uygun olması beklenmelidir.
4. YÖNETİCİ VE PERSONEL BİLGİLERİ

Yönetici: Yöneticinin eğitimini ve mesleki tecrübelerini sorun. Üniversitelerin okul öncesi çocuk gelişimi ve eğitimi, sosyal hizmet uzmanlığı, çocuk psikolojisi ve pedagoji bölümlerinden birisinden mezun olmaları gerekmektedir. Ruhsat: Kurumun ruhsatı (Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ya da Milli Eğitim Müdürlüğü’nden alınan yasal çalışma belgesi) olup olmadığını kontrol edin. Görebileceğiniz bir yerde asılı değilse görmek isteyin. Grup Sorumlusu (Öğretmen): Bu kişilerin okul öncesi çocuk gelişimi eğitmenliği (meslek lisesi ya da 2 yıllık yüksek okul) mezunu olmaları gerekmektedir.
5. İÇ MEKANLAR

İlk etkide, kendinize ve duyularınıza güvenin. Neşeli sesleri, güzel kokan, aydınlık, tertipli ve sıcak bir ortamı hedefleyin.İç ortamlarda, çocuğunuzun gelişimini destekleyecek yeterli sayıda araç-gereç olmalı, bunlar çocuğunuzla aynı mekan (sınıf) içerisinde ve istediğinde ulaşabileceği konumda bulunmalıdır.Sınıf içerisinde, oyunlar ve aktiviteler için tanımlı, ayrılmış bölümler olmalıdır. Bunlar, kitaplık, el becerisi (manipülasyon), bloklar, fen, sanat, hayal (sosyo-drama, evcilik), su-kum çalışması bölümleridir.Araç-gereçlerin çocuk sayısına yeterli, gelişim düzeyine uygun, bakımlı (temiz, kırıksız, eksiksiz) ve düzenli olmasına dikkat edin. (Çocuklar o anda oynadığı için mekandaki dağınıklık önemsenmemelidir.)Çocukların kişisel eşyaları için ayrılmış ve etiketli dolapları olmalıdır.

6. ÖĞRETMEN / ÇOCUK ORANI

Araştırmalar, öğretmen, çocuk oranının ve grup büyüklüklerinin çocuk gelişimine önemli etkisi olduğunu kanıtlamıştır.Uluslararası standartlara göre bu oranlar: 24-36 ay 1 öğretmen / 5- 7 çocuk 3 yaş 1 öğretmen / 7-10 çocuk 4-5 yaş 1 öğretmen / 8-10 çocuk 6 yaş 1 öğretmen / 10-12 çocuk biçimindedir. Daha fazla sayılarda çocuk olması durumunda bir yardımcı öğretmen ya da 2. bir grup sorumlusu ile çalışılması uygundur. 0-2 yaş grubunda bulunan çocukların, diğer yaş grupları ile karma yapılmaması gerekmektedir.

7. İŞLEYİŞ

Kurumun bir felsefesi ve uyguladığı yazılı bir sistemi olması gerekmektedir. Bu felsefenin sizin görüş ve beklentilerinize uygunluğu önemlidir.Kurumun kapısı size sürekli açık olmalıdır. Kendinizin ve çocuğunuzun gereksinimleri doğrultusunda, her zaman kurumu, sınıfı ziyaret edebilmelisiniz ve bu belirli gün ve saatlerle sınırlandırılmış olmamalıdır. 0-6 yaş grubunun öğrenme sistemi, somut, aktif, keşfe ve deneye dayalıdır. Akademik ve çocukları zorlayacak yaklaşımlardan ve beklentilerden kaçınılmalıdır.Günlük plan, çocukların, küçük kas-büyük kas, zihinsel, bilişsel ve sosyal gelişimine ait çalışmaların tümünü birden ve dengeli olarak içermelidir.Çocuklara günlük işleyişte bireysel davranabilme ortamı mutlaka sağlanmalı ve tüm aktiviteler için seçme hakkı tanınmalıdır. Çocukların sosyal yaşam biçimlerinin ve toplumsal kurallarının oluşabilmesi-gelişebilmesi için, pozitif ve destekleyici davranılmalı, kırıcı, örseleyici davranışlardan kaçınılmalıdır.
8. EĞİTİM PLANI (MÜFREDAT)

Eğitim planı, çocukların bireysel gelişimleri, ilgi alanları ve gereksinimleri gözönüne alınarak hazırlanmış, çocuk gelişimi ilkelerine ve öğrenme biçimlerine bağlı, yazılı metinlerin işleyişinden oluşmalıdır. Öğrenme ortamı ve aktiviteler, bu programın felsefesine ve hedeflerine uygun olarak düzenlenmelidir. Öğretmenler, çocukları izleyerek, gözlemleyerek -kesinlikle test yöntemlerine başvurmaksızın- her bir çocuk için amaca ulaşılıp ulaşılmadığını değerlendirirler.Bu değerlendirmelerin sonuçlarını aileler ile paylaşırlar.
9. BESLENME
Yemek listeleri, düzenli beslenme ilkelerine uygun ve yeterli miktarda olmalı, her ay ailelere gönderilmelidir. Yemek masaları, sandalyeleri ve diğer ekipmanlar çocukların yaş ve boylarına, özelliklerine uygun olmalıdır.Yemek saatlerinin bir sosyalleşme süreci olduğu düşünülerek, en az bir yetişkin çocuklarla aynı masayı paylaşmalıdır.

10. İLETİŞİM
Öğretmen - Çocuk İletişimi: Öğretmenler çocuklarla iletişim kurarken göz seviyesinde bulunmalı, konuşma biçimleri sıcak ve sevecen olmalıdır. Öğretmenler çocukların gereksinimlerini anında yanıtlamalı, çocukların sınıf içi davranışlarında rahat, canlı ve neşeli oldukları gözlenmelidir.
Öğretmen - Veli İletişimi: Öğretmenler, günlük olarak çocukların beslenme ve sağlık konularında, fiziksel ve ruhsal değişikliklerinde ailelere sözlü veya yazılı olarak bilgi aktarmalıdırlar. Ayrıca periyodik değerlendirme yapılarak, aileye gelişim düzeyi aktarılmalıdır.
Kurum - Veli İletişimi: Okul ve aile işbirliği içerisinde, çocuğun gelişimini olumlu yönde desteklemeli, yaşanan problemlerde birlikte çözüm üretebilmelidirler. Aileler, eğitim planı, işleyiş, program ve çocukları etkileyebilecek değişikliklerden kurum tarafından düzenli haberdar edilmelidirler.

11. FİYATLANDIRMA

Uygulanan fiyatı, geçerlilik süresini, ödeme koşullarını ve tahmini artış oranını öğrenin. Fiyatı tek başına bir özellik olarak değil, uygulanan sistemle birlikte değerlendirin ve arayışlarınızda bu dengeyi gözden kaçırmayın.

ÇOCUĞUM HAZIR MI?

Çocuğun okul öncesi eğitim kurumuna başlamasını belirleyen standart bir yaş yoktur. Sizin gereksinimleriniz ve çocuğunuzun fiziksel, psikolojik özellikleri göz önüne alınarak uygun dönem belirlenmelidir. 2. yaşla birlikte başlayan anneden ayrılma süreci, tuvalet eğitimi, kendi gereksinimlerini karşılama ve bunları ifade edebilme becerisi sizin için bir referans teşkil edebilir. Sizin, çocuğunuzun evde geçirdiği sürenin verimsiz ve yetersiz olduğunu hissetmeniz ya da kendisinin oyun, arkadaş gibi isteklerini dile getirmesi de önemli bir etkendir.

UYUM SÜRECİNİ YAŞARKEN...

Çocuğunuzda neleri gözlemleyebilirsiniz? Çocuğunuzun yuva yaşantısına geçişini izlerken, kendinizin okula, iş yaşantısına, araba kullanmaya vb. ilk başladığınız günleri düşünün. Uyum sürecinin çok hızlı ve başarılı olmasını beklemeyin. Çocuğun yaşı ve yapısına bağlı olarak bu süre 4-6 hafta arasında, hatta bazen daha uzun bir zaman alabilir. Bu süreç içerisinde, ağlama, karın-baş ağrıları, kusma, alta kaçırma, genel isteksizlik görülebilir.



SİZE DÜŞEN NEDİR ?

Öncelikle kararlı olun ve verdiğiniz karara inanın. İlk günlerde çocuğunuzla yuvada zaman geçirmeye hazırlıklı olun. Çocuğunuza dürüst davranın, gidiş nedeninizi, dönüş zamanınızı belirtin. Verdiğiniz söz ve saatlere kesinlikle uyun. Çocuğunuzdan vedalaşarak ayrılın. Bunun çocuğunuzun size olan güveni açısından çok önemli olduğunu unutmayın.Yuva yaşamının, çocukların yaşantısının doğal bir parçası olduğunu O'na vurgulayın. Çocuğunuzun günlük yaşantısını sizinle paylaşmasını beklemeyin. O'na örnek olarak zaman içerisinde size aktarmasını sağlayabilirsiniz. (Ben bugün alışverişe gittim, öğle yemeğinde salata yedim, ya sen?) Çocuğunuzun arkadaşlık ilişkilerine doğrudan karışmayın. Çözüm yolları önererek, örnekler vererek yardımcı olabilirsiniz. Uyum süreci çok sancılı geçiyor ve/veya çok uzuyorsa, bu durumun çocuğunuzun kişiliğinden mi, yoksa ortam, sistem ve kişilerden mi kaynaklandığını mutlaka araştırın.


***Okul Öncesi Eğitimi Geliştirme Derneği'nden alınmıştır

Drama

SOSYAL ETKİNLİKLER
YARATICI DRAMA: Yaratıcı drama etkinliğinde öğrencilerimizle farklılığa hoşgörü, kendine güven duygusu, grup önünde rahatça konuşma ve hareket edebilme becerisi, grupla etkileşim ve işbirliği, duygularını ifade edebilme, kendini başkalarının yerine koyabilme duyarlılığının gelişmesi için uygulamalı çalışmalar yapılmaktadır.
SATRANÇ: Kişide düşünce disiplinin gelişmesini sağlamak, davranışlarını kontrol edebilme yeteneğini geliştirmek, sakin ve sabırlı olmak gibi özellikleri olan bu zeka sporunun çocukların gelişim aşamasında önemli katkıları olduğu bilinmektedir. Bu nedenle haftada bir gün anasınıfı öğrencilerimize satranç eğitimi verilir. Satranç öğretmenimiz üniversite mezunu, dalının uzmanıdır.
MÜZİK: Müzik etkinlikleri öğrencilerin dil gelişimlerini olumlu yönde etkiler; ritme karşı duyarlılık geliştirmelerine yardımcı olur. Öğrencilere beraberlik ve bir gruba ait olma duygusu verir. Onların kendini ifade etmelerine yardım eder ve sosyal uyum kazanmalarında önemli rol oynar. Bu nedenle haftada bir gün müzik öğretmenimiz öğrencilerimize müzik dersi verir. Bu eğitim sınıf öğretmenlerimiz tarafından belli aralıklarla pekiştirilir. Müzik öğretmenimiz İstanbul Teknik Üniversitesi Konservatuarı mezunudur.
BALE VE HALK OYUNLARI: Çocuklarımızın dans ve hareketlerle kendilerini ve duygularını ifade etmelerini sağlayan, estetik algılamalarını geliştiren, yönerge almalarını destekleyen bale ve halk dansları etkinlikleri, İstanbul Teknik Üniversitesi Bale Bölümü mezunu öğretmenimiz tarafından bale odasında verilmektedir.
İNGİLİZ DİLİ ETKİNLİKLERİ
2006 - 2007 eğitim ve öğretim yılı içinde Özel Bilsev Anaokulu, öğretmen kadrosuna iki yabancı anaokulu öğretmenini dahil etmiştir. Amerikalı ve İngiliz anaokulu öğretmenleri, kendi anadilleri olan İngilizceyi öğrencilerimize gün boyunca yaşayarak ve oyunlarla öğretmeyi hedeflemektedirler. Gün boyunca kendileri ile başka bir dilde iletişim kurmaya çalışan öğretmenleri ile öğrencilerimiz bir süre sonra iletişim kurmaya başlayacak, ezbere dayalı olmayan İngilizceyi severek öğrenecek ve aynı zamanda kendi ana dilllerinden başka dillerin de var olduğunu somut olarak görmüş olacaklardır. Okulumuzda yabancı öğretmenlerimizin kendi dillerini öğretmek için kullanabileceği her türlü İngilizce kitap, dergi, puzzle, müzik ve masal CD'leri bulunmaktadır.Özel Bilsev Anaokulu, günümüzde yabancı dil bilmenin ne derece önemli olduğunu biliyor, bir dili öğrenmeye ne kadar erken başlanırsa o kadar iyi ve çabuk öğrenilebileceğine inanıyor ve sizlerin İngilizce konuşan minik öğrenciler mezun edeceğine inanmanızı ve desteğinizi vermenizi bekliyor.

Monday, July 23, 2007

Anaokulu Nedir?

Anaokulu Nedir?
Sizlere şu sıralar araştırma içinde olduğum anaokulları hakkında edindiğim olumlu/olumsuz bilgileri aktarmaya çalışacağım. Ama öncelikle değinmek istediğim başka konular var.
Oğlum Caner şu anda 3 yaş 5 aylık ve Eylül ayında bir anaokuluna göndermeyi planlıyoruz. Araştırmalarım sırasında anaokulları hakkında olumsuz örneklerle daha çok karşılaştım. Arkadaşlarımın anlattıkları, katıldığım forumlardaki sohbetlerlerde beni dehşete düşüren yaşanmış tecrübeleri okudum. Bu da beni daha sıkı bir araştırma yapmaya itti.
İlk önce anaokuluna başlama yaşı ne olmalı? Buna açıklık getimek lazım. Çalışıp da bebeğini bir akrabaya (anne, kayınvalide, teyze vs.) bırakamayan veya bakıcıyı tercih etmeyen anneler istisna oluyor tabiki. Onlar belki bebeklik dönemlerinden kreşe yollama durumunda kalıyorlar. Kimi uzmanlar anaokuluna başlama yaşı için 2.5 yaş sonrası derken, kimileri 3 kimileri 4 yaşından itibaren diyor. Çocuklar genel olarak (aslında çocuğuna göre değişiyor) 3-4 yaşları arasında sosyalleşmeye başlıyorlar. Yani bu yaşlarda oyunları takip edebiliyor, renkleri tanımaya başlıyor, ikili ilişkileri daha bir düzene giriyor ve belki de en önemlisi paylaşmayı ya da paylaşmamayı öğreniyorlar. Benim kendi görüşüm 3-3.5 yaş aralığı. Bu durumda herkes kendi çocuğunun kapasitesi doğrultusunda anaokuluna verme yaşını kendi kriterlerine göre değerlendirebilir.
Bakıcı mı kreş mi?Özellikle çalışan annelerin en büyük sorunudur. Eğer bebeği bırakabilecekleri bir aile ferdi yoksa bakıcı veya kreş gündeme geliyor. Bu kararı verirken çoğu anne-baba epey zor anlar geçirebiliyor. Etrafımda gördüğüm çok iyi bakıcılara sahip aileler varken çok olumsuzluklar yaşayan aileler de var. Eğer bakıcıya karar verilirse en güzeli referansı olan bakıcıları tercih etmek. Bir de bakıcı sağlayan özel şirketler var. Bunlar da araştırılabilinir.
Kreş ortamı küçük bebeklerin sık hasta olmasına çok müsait. Fakat bazı aileler buradaki kişilerin çocuk bakımına daha yatkın olduğunu ve daha bilinçli ellerde bakım sağlandığı görüşünde birleşiyorlar. Tabiki her kreş farklı. Bebeğinizi kreşe verme kararı aldıysanız o zaman iyice araştırıp daha önceden bebeğini kreşe yollayan ve memnun kalan ailelerle görüşüp bir fikir almanız çok iyi olacaktır.
Sonuç olarak her iki durumda da (bakıcı/kreş) çok iyi bir araştırma yapmak ve daha tecrübeli ailelerlerden fikir alıp o yönde karar vermek gerekiyor.
Oyun Grupları1-3 yaş grubuna hitap eden oyun grupları çocukların birarada vakit geçirmeleri için ideal oluyor. Fakat bu işin maliyeti biraz fazla. Genelde haftada 2-3 gün için 2-3 saatlik birlikte oyun oynama şeklinde çeşitli faaliyetlerin yapıldığı gruplar oluyor. Etrafında yaşıtı olmayan çocuklar için bu oyun grupları faydalı. Paylaşmayı öğrenirken sosyal açıdan da daha aktif olmaya başlıyorlar.
Çoğu aileler yaşıtı çocuklarını haftanın belirli günlerinde bir araya getirerek kendileri de oyun grubu oluşturuyor. Böylece hem çocuklar biraraya gelmiş oluyor hem de aileler hepberaber vakit geçirme şansını yakalamış oluyor. Benim katıldığım böyle bir grubum var ve çoğu aileye de tavsiye ediyorum. İki haftada bir toplanıyoruz. Bunların biri çocuklu toplantı diğeri ise çocuksuz oluyor. Böylece hem kendimize vakit ayırıyor hem de çocuklarımızın birlikte oynamasını sağlıyoruz. Çocuklarımızın yiyebileceği gıdalar hazırlıyoruz ve her seferinde birbirimizden çok şey öğreniyoruz. Hasta olmaları durumunda şöyle bir çözüm bulduk. Çocuğu hasta olan o toplantıya çocuğunu getirmiyor.
AnaokullarıGünümüzde anaokulları arasında inanılmaz bir rekabet sözkonusu. Anaokulu broşürlerine baktığınızda içiniz açılıyor ve çok güzel bir sistemleri olduğunu düşünüyorsunuz. Veya telefonda bilgi alırken konuştuğunuz kişi sizi çok etkiliyor ve anaokuluna gidip yakından görmek istiyorsunuz. Her şey çok güzel görünüyor.. Tam bir mükemmellik örneği diye düşünüyorsunuz çoğu zaman. Ama çok dikkatli olmalısınız. Ambalajın albenisine kapılmayın derim.
Anaokulu nedir?
Anaokulu, çocukların kendi yaş grupları içerisinde bir ya da bir kaç sınıfta, eğitimli öğretmenlerin gözetiminde, okul öncesi eğitim programları çerçevesinde eğitim aldıkları, oyun oynadıkları özel veya devletin açmış olduğu kuruluşlardır. Bazıları, çocukları iki yaşından itibaren kabul ederken bazıları da üç yaşından önce kabul etmez; hatta bu çocuklarda tuvaleti kullanabilme, kendi başına yemek yiyebilme gibi bir takım hünerler ararlar.
Avantajları:
Eğitimli ve deneyimli kişilerce bakım olanağı,
Yaşıtlarıyla oynama olanağı,
Yaşına ve seviyesine göre uygulanan program,
Özellikle sağlık, güvenlik ve programla ilgili diğer konuların ilgili yönetmelikler çerçevesinde denetlenmesi,
Çocuğunuzun sürekli gözetim altında olması,
Oyuncak ve malzeme çeşitliliği
Dezavantajları:
Uygun bir sağlık politikası söz konusu değilse (oyuncaklar hergün temizlenmiyor, sınıfların temizliği aksıyor, mutfakta ve tuvalette gerekli temizlik ve hijyen sağlanmıyorsa, gıdaların temizliğine özen göserilmiyorsa) hastalanma olasılığı yüksektir.
Çocuğun seviyesini aşan ve sıkı tutulan bir program uygulanıyorsa çocuğunuzun kendisini tüketmiş ve yetersiz hissetmesi beklenebilir. Bu da erken dönemde okuldan soğumaya yol açabilir.
Öğretmenlerin eğitim düzeyleri düşükse (en azından meslek yüksek okullarının anaokulu öğretmenliği bölümünden mezun olmuş olmaları gerekir) bu çocuğunuzun alacağı eğitimde olumusuz etkiler yaratabilir.
En önemlisi eğitimi ne olursa olsun, çocuk seven öğretmenler görev yapmıyorsa, sadece ‘saat dolsun paramı alayım’ mantığı güden öğretmenler varsa bu belki de en büyük olmusuz etken olacaktır. Tabiki baştaki yöneticiler için de bu geçerli.
Görüldüğü gibi avantajlar eğer kurallara uyuluyorsa varoluyorlar. Uyulmadığı takdirde dezavantaja dönüşüyorlar. Bilinçli anne-babalar olarak kurallara uyan anaokullarını bulmalı, uymayanları da çekinmeden teşhir etmeliyiz.
Bir sonraki yazımda anaokulları hakkında edindiğim olumlu/olmusuz bilgileri sizlerle paylaşacağım..
Sevgiyle, sağlıcakla ve dostça kalın.
Nükhet Demiray
Not: Yaşamış olduğunuz olumlu/olumusuz tecrübelerinizi, konu hakkındaki görüşlerinizi benimle paylaşırsanız bir sonraki yazıda yayınlayabilir ve böylece bilgi dağarcığımızı genişletmiş oluruz.